Oto Bilgi

Otomobili kullanırken nasıl yakıt ve paradan tasarruf ederiz

Değerli ziyaretçilerimiz bugün sizlere Otomobili kullanma anında nasıl yakıt ve Paradan tasarruf  ederiz? konusunda fikirler vermeye çalışacağım. Sürüş öncesi veya esnasında hangi faktörler yakıt ve dolayısı ile para tasarrufu sağlar aşağıda maddeler halinde bu konuya değinelim.

1-) Taşıt Üreticisinin Önerdiği En Düşük Oktan Sayılı Yakıtı Kullanın;

Birçok yakıt sürücüsü, motor açısından daha iyi olduğunu düşündüğünden, oktan sayısı yüksek, daha pahalı yakıtları tercih etmektedir. Hâlbuki günümüzde kullanımda olan taşıtların büyük bir kısmı kurşunsuz benzin kullanacak şekilde tasarlanmıştır. Eğer kullanıcı kataloğunda yüksek oktan sayılı yakıt kullanılması önerilmiyorsa, normal benzin dışında benzin kullanılması gereksiz para harcamaktan başka bir şey değildir. Oktan sayısı yakıtın gücü veya kalitesinin bir ölçütü olmayıp, kendiliğinden tutuşmanın sebep olabileceği motor vuruntusuna karşı yakıtın dayanımının bir ölçüsüdür. Premium, süper ve power plus gibi göze hoş gözüken isimlerine karşın, yüksek oktan sayılı bir yakıt anlamına gelmez. Sadece, oktan sayısının yükselmesine yönelik olarak fazladan işleme tabi tutulduğundan, fiyatı bir miktar yüksektir. Eğer eski bir araçta vuruntu sorunu ortaya çıkıyorsa, aynı taşıtın yenisi için önerilen bir derece yüksek olan oktan sayılı yakıt kullanmak gerekebilir.

2-) Yakıt Deposunu Ağzına Kadar Doldurmayın;

Yakıt deposunun ağzına kadar doldurulması, pompalama sırasında yakıtın geri tepmesine neden olabilir. Sıcak havalarda meydana gelen ısıl genleşme aşırı dolmuş yakıt deposunun taşmasına neden olabilir. Bu durumlar yakıtın boşa harcanmasına ve çevrenin kirlenmesine neden olur. Hatta taşıtın boyasının zarar görmesine de neden olabilir. Ayrıca yakıt deposunun kapağı sıkıca kapanmıyorsa, bir miktar benzin buharlaşma yoluyla kaybolabilir. Yakıtın, sabahın erken saatlerinde olduğu gibi serin havalarda alınması, buharlaşma kayıplarını en aza indirir. Dökülen ya da buharlaşan her litre başına, havaya 3200 km yol alan bir taşıtın yayacağı kadar hidrokarbon salınmış olur.

3-) Garaja Park Edin;

Gece boyunca garajda park edilerek bırakılan bir taşıtın motoru ertesi sabah ılık olur. Bu durum, soğukta ilk çalışma güçlükleri, fazla yakıt tüketimi ve çevreyi kirletme gibi, motorun ısınma sürecince oluşan problemlerin azalmasını sağlar. Sıcak havalarda garajda bırakılan bir taşıt ise, direkt güneş ışınlarına maruz kalmayacağından klima kullanım gereksinimini azaltır ve taşıtın boyasında oluşan güneş yanıklarını engeller.

4-) Taşıtı Uygun Şekilde Çalıştırın ve Motoru Boşta Çalıştırılmasından Kaçının;

Günümüz taşıtları, motorun çalıştırılması öncesinde veya sırasında gaz pedalına tekrarlı basılma ( gazı pompalama ) gereksinimini duymaz. Bu sadece yakıtın boşa harcanması demektir. Ayrıca, hareket etmeden önce taşıtın durduğu yerde motorun ısıtılmasına da gerek yoktur. Soğuk bir motor en iyi ve en çabuk ısınması yol koşullarında çalışırken ( özellikle hafif trafikte ) ısınır ve çok geçmeden katalitik konvertör (dönüştürücü) ( catalytic Canverter ) işlevini yapmaya başlar. Motor çalışır çalışmaz araç hareket ettirilmemelidir. Fakat motor ve dolayısıyla yağı yeterince ısınana kadar, motorun aşınmaya karşı korunması için, ani hızlanmalardan ve yüksek devir sayılarına çıkılmasından kaçınılmalıdır.

Soğuk havalarda motorun ısınması oldukça uzun sürer. Bu sürede motorun yakıt tüketimi ve egzoz emisyonları daha fazladır. Örneğin -20 santigrat derecede motorun yeterince ısınması için 5 km yürütülmesi gerekir. Bir benzin motorun ısınması süresince, normal ısınmış bir motorun tüketeceği yakıttan yaklaşık %50 daha fazla yakıt tüketir. Katalitik dönüştürücülerin normal çalışma sıcaklıkları 390 santigrat derece olup, bu sıcaklığa ulaşmadan önce tam olarak işlev yapmazlar. Bu nedenle ısınma süresince soğuk motorların yakıt tüketimi ve egzoz emisyon oranları oldukça fazladır. Bu yüzden kışın aracımızı kapalı garajlarda tutmak yakıt tasarrufu için oldukça iyidir,

5-) Taşıtın İçinde veya Üzerinde Gereksiz Yük Taşınmayın;

Taşıt üzerindeki kar veya buzu temizleyin ve kar zincirleri, eski lastik tekerler gibi ağır ve gereksiz yükleri taşıtın yolcu veya bagaj bölümünde taşımaktan kaçının. Fazla ağırlık taşımak, fazla gereksiz yakıt tüketimi anlamına gelir. Örneğin, fazladan 50 kg ağırlık taşımak yakıt tüketiminin %1-2 artması demektir.

Bazıları yük kapasitesini arttırmak için taşıtın üstüne ek bagaj koymayı tercih etmiştir. Eğer olanaklıysa, hava direncini arttıracağından, üst bagaj üst bagaj kullanmak yerine taşıt içinde uygun bir yere konulması yakıt tüketimini azaltacaktır. Aerodinamik açısından çok iyi tasarlanmış boş bir üst bagaj bile hava direnci ve yakıt tüketimini arttırır.

6-) Lastik Basıncını Önerilen En Yüksek Değerde Tutun;

Lastik havalarının uygun basınçta tutulması, yakıt ekonomisini iyileştirmenin en kolay ve en önemli yollarından biridir. Eğer üretici tarafından bir basınç aralığı verilmişse, yakıt ekonomisini arttırmak için yüksek olan basınç değeri kullanılmalıdır. Lastik basıncının kontrolü, lastik soğukken yapılmalıdır. Çünkü lastik sıcaklığındaki artışla beraber basınçta artmaktadır (ortam sıcaklığındaki artış veya yol sürtünmesi sonucu lastik sıcaklığındaki her 6 santigrat derecelik artış, lastik basıncında 7 kpa’lık artışa neden olmaktadır) Düşük lastik basıncı, lastiğin önceden ısınmasına ve sürüş güvenliğini tehlikeye sokmakla, lastiklerin zamanından önce aşınmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra yol direncini arttırarak yakıt tüketimini artırmaktadır. Lastik basıncının fazla olması ise konforu bozan titreşimlerin oluşmamasına, lastiklerin dengesiz aşınmamasına neden olur. Kaldırımlara, tümseklere ve çukurlara çarpma sonucu lastik basıncı aylık 7 kpa düşmektedir. Sadece bir lastiğin basıncının 14 kpa düşük olması yakıt tüketiminde %1’lik artışa neden olmaktadır. Genel olarak ise tüm lastiklerin düşük basınçta kullanılması %5-6 oranında yakıt tüketimini arttırdığı söylenebilir.

Taşıt tekerlerinin paralellik ayarlarının da yaptırılmış olması önemlidir. Ön tekerlekleri ayarsız olan taşıtların yuvarlama direnci dolayısıyla yakıt tüketiminin de artması demektir.

Sürüş alışkanlıkları yakıt tüketimini önemli ölçüde etkiler. Duyarlı taşıt kullanımı ve aşağıda ele alınacak önemli sürüş teknikleri , yakıt tüketiminin %10 azalmasını sağlayabilir

7-) Hızlı Kalkış ve Ani Duruştan Kaçının;

Ani, sert kalkışlar yakıt tüketimini arttırır, lastiklerin aşınmasına ve sürüş güvenliğinin kaybolmasına neden olur. Ayrıca taşıtın çeşitli kısımlarının ve bağlantılarının zorlanmasına neden olur. Ani fren yapılması, fren balatalarının zamanından önce aşınmasına neden olur ve sürücünün taşıt hakimiyetinin kaybolmasına neden olabilir.

8-)Taşıtı Orta Hızda Kullanın;

Açık yollarda taşıtı yüksek hızlarda kullanmak, sürüş güvenliğini ve yakıt ekonomisini olumsuz etkiler. Yüksek hızlarda sürüş durumunda, motorun ürettiği gücün %50’den fazlası aerodinamik direnci yenmeye harcanır. 90 km/saatten yüksek hızlarda aerodinamik direnç dolayısıyla yakıt tüketimi hızlı bir şekilde artar. ( Ortalama 100 km/saat hız ile hareket eden bir aracın 90 km/saat hızla hareket eden bir araca göre yakıt tüketimi %10; 110 km/saat hızla hareket eden aracında %20 daha fazladır.)

Bu açıklamadan ne kadar yavaş sürülürse o kadar az yakıt harcanır anlamı çıkarılmamalıdır. Çünkü araca etki edecek aerodinamik direnç katsayısına göre hesaplanan değerlere göre yaklaşık 24 km/saat ile hareket edecek olan bir aracın yakıt tüketimi ile 120 km/saat hızla hareket eden aracın yakıt tüketimi aynı olur.

9-) Sabit Hızı Koruyun;

Orta hızlarda ve sabit hızlarda sürüş koşullarında yakıt tüketimi en düşük düzeylerde olmaktadır. Gaz pedalına her ani basışta, motora fazla yakıt pompalandığı unutulmamalıdır. Ani hızlanma sırasında motora fazladan yakıt püskürtüldüğünden, taşıtın yavaş bir şekilde hızlanmasını sağlayacak şekilde gaza yumuşak basılmalıdır. Otoyollardaki sürüş sırasında hız sabitleyicinin (cruise control) kullanılması, hızın sabit kalmasını ve yakıt tüketiminin azalmasına yardımcı olur. Taşıtın sabit hızla kullanılması hem daha güvenli hem de kalbi ve sinirleri yormaz.

10-) Trafik Akışını Sezinleyin ve Yakın Takip den Kaçının;

Bir sürücünün, önündeki trafik akışını sezinleyerek hızını ona göre ayarlaması ve çok yakın takipten kaçınıp, ani frenleme ve hızlanma gereksinimi duymadan taşıtın kullanılması durumunda yakıt tüketimi %10 oranında azaltılabilir. Örneğin, çok yakın takipten kaçınılarak ve bir kırmızı ışıga, dur işaretine veya yavaşlayan bir trafiğe yaklaşıldığında ayak gaz pedalından çekilerek, taşıtın düzgün bir şekilde yavaşlaması sağlanabilir böylece ani durma ve frenleme gereksinimleri en aza indirgenir, Bu sürüş tarzı daha güvenlidir, yakıt ve paradan tasarruf sağlar, çevre kirliliğini azaltır, fren ve lastiklerin aşınmasını en aza indirir

11-) Sürüş Sırasında Ayağınızı Debriyaj veya Fren Pedalı Üzerinde Bulundurmaktan Kaçının;

Seyir sırasında sol ayağın sürekli olarak debriyaj pedalının üzerinde tutulması, debriyaj balataları arasındaki basıncı azaltacağından, kavramanın zayıflamasını ve debriyaj balatalarının zamanından önce aşınmasına neden olur ve yakıt tüketimini arttırır. Benzer şekilde ayağın fren pedalı üzerinde tutulmasının da fren balatalarının aşınmasına ve diğer fren elemanlarının ısınmasına neden olur. Uzun süreçte frenleme etkisini zayıflatıcı ve servis süresini azaltıcı, yakıt tüketimini arttırıcı etki yapar.

12-) Klimayı Seyrek Kullanın;

Klima önemli düzeyde güç tüketir ve yüksek hızlarda kullanılması durumunda %3-4, şehir içi kullanımda ise %10 yakıt tüketilmesine neden olur. Klimanın en iyi alternatifi, yan cam ve üst camı (sunroof) kapatarak havalandırma kanallarını açıp taze havanın içeriye girmesini sağlamaktır.(genelde böyle durumlarda klima ekonomi durumunda çalışabilir) Aşırı sıcak olmayan koşullarda bu şekildeki havalandırmayla yeterli konfor elde edilirken, klimanın kompresörü çalışmayacağından önemli düzeyde yakıt tasarrufu sağlanır. Buna karşın, sıcak havalarda bu şekildeki havalandırma, yeterli bir serinleme etkisi oluşturmaz. Böyle durumlarda camlar açılabilir. Bu ancak şehir içi kullanımlarda uygun bir yöntemdir. Yüksek hızda çok açılmış camlardan kaynaklanan ek hava direnci klimanın harcayacağından daha çok yakıt harcar. Bu nedenle yüksek hızlarda serinleme ve havalandırma ihtiyacını klima ile karşılamak daha nemli olacaktır. Bu durum, özellikle aerodinamik tasarıma sahip yeni tip taşıtlar için daha da geçerlidir.

Bir çok klimada, sıcak dış havayı alıp soğutmak yerine, sadece iç havayı dolaştırarak daha etkin soğumaya yönelik “iç dolaşım (recirculation)” ayarı bulunur. Taze hava gereksiniminden çok serinleme ihtiyacı olan durumlarda bu ayarın kullanılması uygundur.

Sürüş sonrasında ise bakımları düzenli yapmak gerekir. Bakımlar taşıtın performansını arttırır, yakıt tüketimi ve egzoz emisyonunu azaltır, tamir masraflarını düşürür ve motor ömrünü uzatır. Para ve zamandan yapılacak küçük bir tasarruf için bakımın aksatılması, daha sonra artacak yakıt tüketiminin yanı sıra tamir ve parça masraflarından kaynaklanabilecek çok büyük maliyetlere de neden olabilir.

Sıvı seviyelerinin (motor yağı, soğutucu (radyatör) sıvısı, dişli kutusu yağı, fren hidroliği, direksiyon hidrolik suyu, cam sileceği v.b.) ve kayış gerginliklerinin kontrolü; borularda delinme ve aşınma kontrolü; kabloların kontrolü; lastiklerin diş derinliği ve basınç kontrolü; hareketli parçaların yağlanması; kirlenmiş yakıt ve hava filtrelerin değişmesi gibi uygun bakımların zamanında yapılması, yakıt tasarrufu ve verimi yükseltecektir.

Özetle, bir sürücü, enerji verimi yüksek bir taşıt alarak, sürüşü en aza indirerek, yakıtta duyarlı sürüş teknikleri uygulayarak ve uygun şekilde bakımları yaparak yakıt ve para tasarrufu yapabilir, çevrenin korunmasına katkıda bulunabilir. Bu önerilerin uygulanması, yukarıdakilere ek olarak sürüş güvenliğinin artmasına, bakım masraflarının azalmasına ve taşıt ömrünün uzamasına da katkı sağlar.

Yazan: Hakan kaya

Kaynak: bilgiustam.com

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu